![]() |
Beni anlamak için söylediklerimden çok sustuklarımı dinleyin.. Çünkü ben, söylediklerimden çok sustuklarımda gizliyim. (J.C |
henüz bilmediğim bir zamanda bir yerde aşkla yaşamak ….
Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü
Ve kim neye erse bu geçişte
Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte
Her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin
Aklım elim yüreğim kirişte hep biraz korku biraz yalan telefon
seslerinde…..
Ya yine boş koridor islaklığıysa ve beton efesi
Bütün fakir çocukluklarda….
Ama herşey sırasını beklerken
Mukaddes bir kuytuda
Senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru
Herhangi bir anne kadar kanguru
İşte bahar işte sevda işte tomurcuk bir bakıma
Ağzım mavi ıslaklığının uçurumunda
Rüyayla gerçeğin arasında
Hep iyinin aşkın tarafında
ve
Değmediğim yerin kalmayıncaya
Bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya
Ben sana sen çatlak bir anadoluyu kucaklamaya
Bu bahar aşk için hazır
Hazır vazgeçmeye
adının bile baş harflerinden
Kayıtsız bir sarhoşluğun her gün erkenden sabah oluşundan
Her şeyi biraz şakalaştıran bakışından
Şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından
ve
bahanesi bir yürek bir et
bir bedenin içine girmek!
Hazır bu bahar
Akılsız! bir yeşermenin şahane hasadına
Hazır Nur topu bir yaşama sevincini kundaklamaya….
Unutma baharda çiçek olan
Meyvedir yaza….
Bu erik tanesi bu şakacı bahar çiçeği
Her dem taze kalsa…
Yılmaz Erdoğan
özlüyorum işte ….
(Source: liliana-ffffff, via demsiz)
çok hüzünlü uykularda oluyorum kimi zaman… hıçkırarak ağlıyorum sabahki kıkır kıkır hallerime inat … beni sımsıkı saran bir çift kol uyandırıyor ve çekip çıkarıyor dram dolu düşlerden … neyi özlüyorum, neyi düşlüyorum ya da neye ağlıyorum daha uyanırken kararıyor belleğimde … hep böyle hüzünlü müydüm yoksa bu bir hastalıktı ve ben sonradan mı böyle oldum bilmem … bir hocam vardı “hüzün çiçeği”derdi bana keşke gerçekten bir çiçek olsaydım diye geçerdi o an içimden … biraz bahara ihtiyacım var benim… yeşilliğe, tazeliğe açılan bir pencereye… ot kokan çimlerde biraz yürümeye, sonra durup biraz denizi izlemeye, hafif hafif çiselerken hırkamı omzuma atıp sevginin kollarına saklanmaya belki de … çok şey mi istiyorum sanki… hepsi de zaten var olan parasal bir değeri olmayan ölesine şeyler… biraz huzur istiyorum doğanın içine karışmakla bulunacak türden … hep metropoller düşlerdim küçükken ama beni mutlu etmiyor ki … ben küçük şehirlerin insanıyım… kalabalığı oldum olası sevmem, eve gelen dolo dolu misafirlere bile katlanamazdım ki ben … şimdi insanların sığamadığı ama ite kaka doluştuğu bir şehirde kök salmaya, yaşamaya çalışıyorum … düşümle ayrı düştük … şimdi yepyeni düşlere düştüm inadına …sıradan küçük kasaba hayatları düşlüyorum… çıkıp bahçeden meyveler koparabileceğim sepete bir şeyler atıp takıp koluma bir yerlerde oturup kuşları duyabileceğim, ılık rüzgarın tenimi hafif ürperttiğini hissettiğim anlar yaşamak istiyorum… bütün bunları gözlerinin içine bakınca mutlu olduğum o adamla tatmak istiyorum …. seni garip bir hisle öylesine kendim gibi seviyorum, uyandığım her sabahta kokunu duymak istiyorum işte… güneşi göremesem de her sabah sen bana sarılınca o ılık rüzgarın ürpertisini hissediyorum aşkla ta içimde …
sadece çocukluktan kalma uhdelerdi aslında…küçük, küçücük, masum, ölesine… kendinden başkasına savurgan, hoyrat davranmayan ben için…içten bir sarılmaydı hayattan tek beklediğim…
yıllar yıllar sonra ne kadar karizmatik olduğunu anlatacağın çoçuğumuz buymuş mesela …
ama sen yıllar sonra da hala hep aynı olacaksın aşk benim için ….
(Source: 270293, via miss-little-gorgeous)
yarınlara ertelenen öyle güzel bugünlerim vardı ki şimdi hepsi ya yaşanmamış yarınlar olarak kaldı ya da kim bilir belki de hala gelmedi zamanın göreceliliğinde beni bekliyorlardı …
hayallerimden bile taşan umutlarım var kimi zaman, zaman zaman, zaman içinde zaman
…
Aklım öle karışık ki neye başlayıp nerde bitiriyorum ya da neyi düşünürken bir anda unutup başkasına başlıyorum bilmiyorum… ben kendimi bile takip edemezken ne yapıyorum bu dedektifçilikte …
neden
hep
boş
bir
bardağa
yüksünmeden
boyun eğer
sürahi?
Sevgilim,
Gotta have you near all the time, with your dreams wrapped up in mine.
Gotta be a part of your soul and your heart all the time.
Nothing in the world that I do means a thing without you.
I’ll never let you go, never let you out of my sight, be it day, be it night,
You belong to me, that’s the way it will, be wrong or right,
I don’t need crowds at my door, the applause from the floor,
All I need is you and the love we once knew, nothing more.
…
Alaçatı’yı özlemek bu kadar zor olmamalıydı.
tim burton
every night.
joy! by liza shelestun on Flickr.
Yine yaz. Sıcak yine. Yine sıcak.
Bir tek boğaz esiyor. Benim boğazım kupkuru sıkıntıdan.
Aptalca fikirler ve hayatlar sürüp gidiyor. Sürüp...